BU GENÇLİK NEREYE GİDİYOR? YASAKLAR MI, SORUMLULUK MU?
BU GENÇLİK NEREYE GİDİYOR? YASAKLAR MI, SORUMLULUK MU?
Son yıllarda toplumun hemen her kesiminden aynı serzenişi duyuyoruz: “Bu gençlik nereye gidiyor?” Şiddetin sıradanlaştığı, ilişkilerin değersizleştiği, ekranların hayatın merkezine yerleştiği bir dönemin içindeyiz. Mafya dizileri, şiddet içerikli filmler, kontrolsüz sosyal medya kullanımı, gündüz kuşağı programları ve çevrimiçi oyunlar… Hepsi tartışmanın odağında.
BU GENÇLİK NEREYE GİDİYOR? YASAKLAR MI, SORUMLULUK MU?
Son yıllarda toplumun hemen her kesiminden aynı serzenişi duyuyoruz: “Bu gençlik nereye gidiyor?” Şiddetin sıradanlaştığı, ilişkilerin değersizleştiği, ekranların hayatın merkezine yerleştiği bir dönemin içindeyiz. Mafya dizileri, şiddet içerikli filmler, kontrolsüz sosyal medya kullanımı, gündüz kuşağı programları ve çevrimiçi oyunlar… Hepsi tartışmanın odağında.
Peki çözüm ne? Her şeyi yasaklamak mı?
İlk bakışta yasaklar cazip gelebilir. Mafya dizileri gençlere yanlış rol modeller sunuyor, şiddet içerikli oyunlar duyarsızlaştırıyor, bazı gündüz programları toplumun değerlerini zedeliyor. Sosyal medya ise özellikle 18 yaş altı için ciddi bir risk alanı oluşturuyor. Tüm bunlar bir araya geldiğinde, ebeveynlerin kaygılanması son derece doğal.
Ancak mesele sadece “yasaklayalım, bitsin” kadar basit değil.
Çünkü yasaklar çoğu zaman sorunu ortadan kaldırmaz, sadece görünmez hale getirir. Bugün bir platformu yasaklarsınız, yarın yenisi çıkar. Bir diziyi kaldırırsınız, benzeri başka bir içerik farklı bir mecrada izlenir. Asıl mesele, gençlerin bu içeriklerle nasıl ilişki kurduğudur.
Burada en büyük sorumluluk biz ebeveynlere düşüyor.
Öncelikle çocuklarımızla iletişim kurmalıyız. Onlara sadece “izleme”, “oynama”, “kullanma” demek yerine nedenlerini anlatmalıyız. Eleştirel düşünmeyi öğretmeliyiz. İzlediği bir dizideki karakterin gerçekten “güçlü” mü yoksa “suçlu” mu olduğunu sorgulamasını sağlamalıyız.
İkinci olarak, alternatif sunmalıyız. Boşluğu yasaklarla dolduramayız. Spor, sanat, kitap, sosyal aktiviteler… Gençlerin enerjisini doğru yönlendirecek alanlar açmalıyız. Eğer bir genç sürekli telefona sarılıyorsa, çoğu zaman sebep “yapacak başka bir şey bulamamasıdır.”
Üçüncü olarak, örnek olmalıyız. Sürekli telefona bakan bir ebeveynin çocuğuna “telefonu bırak” demesi ne kadar etkili olabilir? Çocuklar söylediklerimizden çok yaptıklarımızı örnek alır.
Elbette devletin de sorumluluğu vardır. Zararlı içeriklerin denetlenmesi, yaş sınırlarının uygulanması ve medya ahlakının korunması önemlidir. Ancak toplumun dönüşümü sadece yasalarla değil, bilinçle olur.
Sonuç olarak, mesele gençlik değil; mesele onları nasıl yetiştirdiğimizdir. Bu gençlik kaybolmuyor. Sadece yön arıyor. Ve o yönü gösterecek olan biziz
Saygılarımla: Cengiz Velioğlu
Bitlis HABERİ
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.



