Emeğin Şifası: Meşguliyetin Ruhumuza Dokunan Yanı
Emeğin Şifası: Meşguliyetin Ruhumuza Dokunan Yanı
Hayat bazen insanın omuzlarına taşıyabileceğinden daha ağır yükler bırakıyor. Günün telaşı, geçim kaygısı, ailevi sorumluluklar, cevapsız kalan sorular ve zihnimizde sürekli dönüp duran düşünceler…
Emeğin Şifası: Meşguliyetin Ruhumuza Dokunan Yanı
Cengiz Velioğlu
Hayat bazen insanın omuzlarına taşıyabileceğinden daha ağır yükler bırakıyor. Günün telaşı, geçim kaygısı, ailevi sorumluluklar, cevapsız kalan sorular ve zihnimizde sürekli dönüp duran düşünceler…
İnsan, bütün bunların arasında zaman zaman kendi içine çekiliyor. Dışarıdan bakıldığında hayat devam ediyor gibi görünse de insanın içinde sessiz bir mücadele yaşanıyor.
İşte tam da böyle zamanlarda insanın imdadına bazen büyük sözler değil, küçük bir meşguliyet yetişiyor.
Bir işin ucundan tutmak, bir şey üretmek, kitap okumak, yürümek, toprağa dokunmak, elimize bir kalem almak ya da bir başkasına faydalı olmak…
Bunların her biri insana hayatın hâlâ devam ettiğini hatırlatıyor.
Çünkü insan sadece düşünerek değil, üreterek ve fayda sağlayarak da iyileşiyor.
Ben de zaman zaman bunu kendi hayatımda hissediyorum.
Bazen bir haberin peşinden gidiyor, yazıyor, üretiyor; bazen de elimdeki bir deri parçasını işleyerek küçük bir ürün ortaya çıkarmaya çalışıyorum. Birbirinden farklı görünen bu uğraşların ortak bir tarafı var:
İnsanı düşüncelerinin ağırlığından çıkarıp hayatın içine yeniden katmak.
Ama insanı iyileştiren meşguliyet sadece kendi yaptığımız işlerden ibaret değil.
Bazen bir insanın derdini dinlemek, ihtiyacı olana destek olmak, bir gönle dokunmak da başlı başına bir meşguliyettir.
Hatta çoğu zaman başkasına ayırdığımız zaman, kendi içimizde taşıdığımız yükleri de hafifletir.
Bir insanın yüzündeki tebessüle vesile olmak, ihtiyacı olan birine el uzatmak, bir çocuğun eğitimine katkı sunmak veya yalnızca zor zamanında bir dostun yanında olmak…
Bunlar küçük gibi görünse de insanın ruhunda büyük karşılıklar bırakır.
Çünkü iyilik de insanı hayata bağlayan bir meşguliyettir.
Bazen insanın ihtiyacı olan şey uzun uzun düşünmek değil, harekete geçmektir.
Çünkü fazla düşünmek bazı zamanlarda çözüm üretmek yerine insanı daha da yorar. Geçmişin pişmanlıkları, geleceğin endişeleri ve bugünün yükleri arasında sıkışıp kalabiliriz.
Oysa emek, insanı “şimdi”ye çağırır.
Elinizdeki işe bakarsınız. Bir sonraki adımı düşünürsünüz. Bir şey üretirsiniz. Birine yardımcı olursunuz. Küçük de olsa bir sonuç alırsınız.
Ve insan farkında olmadan yeniden hayata tutunmaya başlar.
Bu yüzden meşguliyet, sadece zamanı doldurmak değildir.
Doğru bir meşguliyet, ruhu toparlamaktır.
Elbette insanın dinlenmeye, susmaya ve kendisini dinlemeye de ihtiyacı var. Fakat insanın kendisini tamamen boşluğa bıraktığı zamanlarda zihninin yükü daha da ağırlaşabiliyor.
Bazen bir kitap, bazen bir yürüyüş, bazen bir iş, bazen bir dost sohbeti, bazen de bir başkasının yükünü paylaşmak ruhumuza iyi gelebiliyor.
Çünkü insanın ruhu yalnızca sözlerden değil, anlamlı uğraşlardan da besleniyor.
Belki de büyüklerimizin “Boş durma, bir işle meşgul ol.” sözü tam da bunu anlatıyordu.
İnsanın zihnini, elini ve gönlünü aynı anda hayata bağlayan bir anlayış…
Bugün hayatımız çok daha hızlı. Teknoloji elimizin altında, bilgi her yerde. Fakat bütün bu hızın içinde insanın kendi iç dünyasıyla baş başa kaldığı anlar da çoğaldı.
Belki de bu yüzden yeniden emeğin, üretmenin ve iyiliğin değerini hatırlamamız gerekiyor.
Bir şey üretmek…
Bir işi hakkıyla yapmak…
Bir haberle topluma fayda sağlamak…
Bir dostun yanında olmak…
İhtiyacı olana el uzatmak…
Ve günün sonunda “Bugün bir insanın hayatına küçük de olsa bir katkım oldu.” diyebilmek.
Bazen insanın aradığı huzur çok uzaklarda değildir.
Belki yarım kalmış bir iştedir.
Belki yazılmayı bekleyen birkaç satırdadır.
Belki öğrenilecek yeni bir şeydedir.
Belki de yardım bekleyen bir insanın yanındadır.
Çünkü hayatın anlamı her zaman büyük başarılarda gizli değildir.
Bazen küçük bir emek, küçük bir iyilik ve samimi bir meşguliyet, büyük bir huzurun başlangıcıdır.
Meşgul olalım.
Ama sadece zaman geçirmek için değil…
Üretmek, faydalı olmak, öğrenmek, paylaşmak ve kendimizi yeniden bulmak için.
Çünkü bazen ellerimiz bir işle meşgul olurken, kalbimiz de sessizce iyileşir.
Cengiz Velioğlu
Adilcevaz Medya
Bitlis HABERİ
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.



